..:: Zürich Anadolu Aleviliği Kültür Merkezi Web Sitesi ::..
|
DOĞU İSVİÇRE AKM KENDİ CEMEVİNDE |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı
|
|
Pazartesi, 05 Temmuz 2010 22:15 |
DOĞU İSVİÇRE AKM KENDİ CEMEVİNDE
İbrahim Tümay/ St. Gallen
İsviçre Alevi Birliklerine Birliklerine bağlı Doğu İsviçre Alevi Kültür Merkezi 9 Mayıs 2010 günü kendi cemevinde 16.olağan genel kurulunu başarılı bir şekilde tamamladı. DİAKM kendi üyelerinin çabasıyla 600 metrekare büyüklüğünde bir yer satın alarak İsviçre’de bir ilki başardı. Yaklaşık olarak bir yil öncesinde çalışmalara başlayan dernek üyeleri büyük emekler sarf ederek 24 Nisan 2010 günü kendi cemevlerini AABK genel başkanı Turgut Öker ve İABF genel başkanı Bülent Ant’ında katıldığı bir etkinlikle hizmete açtılar. Dernek içinde Yüksek Mimar Kemal Söyler’in yaptırdığı ve alevi felsefesi ve taasaufunu anlatan ağaç oymalardan oluşan Anadolu cemevi, Salon, Kurs odaları, Mutfak ve lokali bulunan DİAKM 16. Olağan genel kurulunu kendi evinde yaptı. Yaklaşık olarak üyelerinin tümünün katıldığı genel kurulda divan başkanlığına İABF yönetim kurulu üyesi Ercan Toraman, yazman olarakta Hüseyin Teke ve Selvi Mert seçildiler.

Dernek Başkanı Zeki Mert yaptığı açılış konuşmasında “Düne kadar kiralık yer bulamazken bugün, ekonominin en kötü döneminde tüm zorluklara rağmen kendimize ait Cemevimizde ilk genelkurulumuzu gerçekleştirmenin heycanı ve mutluluğuyla hepinizi yürekten selamlarım. Alevi örgütlenmesi başka kurumlara göre çok yeni olmasına rağmen, bir çok kitlelerin başaramadığını alevi örgütlenmesi başarabildi. Hepinizinde yakından takip ettiği gibi konfederasyonumuz ve Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Aleviliğin birçok Avrupa ülkesinde yasallaşması, Alevilik derslerinin okullarda aleviler tarafindan verilmesi ve buna benzer örnekleri çoğaltabiliriz. Avrupa’da çoğu derneklerimiz kendi Merkezlerini, Cemevlerini satınaldılar, sadece yaşadığımız ülkede yani İsviçre’de herhangi bir dernek bunu gerçekleştirememişti, bizlerde sizlerin desteğiyle çocuklarımıza bu inancı miras olarak bırakacağımız 600 metrekarelik yeri satın aldık. Çocuklarımıza bu inancı anlatarak fazla aktaramadığımızın farkındayız ama bundan sonra bu kültür merkezlerinde bu inancı yaşayarak öğrenecekler. Bu İsviçre’de bir ilkti bunun devamının mutlaka olacağına inanıyorum.İABF olarak Aleviliğin İsviçre’de yasallaşması için pilotproje olarak Basel, Zürich ve St. Gallende başlatacağız kendimiza ait Cem evimizin olması bizim inanç topluluğu olduğumuzun bir kanıtıdır, bunun en somut örnegi İABFGK 250 gençle almanca cem bağlamasıdır. Ben tekrar bizlere maddi ve manevi desteklerini bizlerden esirgemiyen tüm dostlara, İABF ve musayip derneklerimize teşekkür ederim.Hızır yardımcınız olsun.’’ diyerek konuşmasını tamamladı.
Daha sonra Faaliyet raporunu Cem Bitnel, Mali raporu Nail Aydın, Denetleme kurulu raporunu Ali Bitnel, Disiplin kurulu raporunu Havin Öztürk okudular. Yürütme organlarının aklanmasında sonra yapılan seçimlerde Başkan Haydar Bitnel, Başkan yardımcısı ve Sekreter Halis Ateş, Sekreter yardımcısı Cemal Toptaş, Sayman Ali Bektaş, Yardımcısı İsmail Toptaş, Yönetim Kurulu üyeleri Azız Durak, M. Kalkandelen, Kenan Demir, Gül yılmaz ve Deniz Özdemir, Denetleme kuruluna Başkan Hasan Helva, üyeler İsmail Arslan, İsmail Koyun, Haydar Yılmaz, Salih Toptaş, Disiplin kuruluna Başkan Ali Bitnel, üyeler İbrahim Bektaş, Saadet Şeker, Aysel Doğan, Leyla Yağız, Kadınlar koluna Başkan Elçim Bitnel, üyeler Gönül Helva, Asuman Ateş, Vayde Bektaş, Turkan Konak, Saliha Toptaş, Hatice Kalkandelen, Elif aslan, Fatma Durak ve Lichtenstein temsilciliğine Mahmut Karatepe ve İbrahim Bektaş seçildiler.
Dilek ve temenniler bölümünde söz alan üyeler bundan sonra yeni yönetime destek olacaklarını beyan ettiler
|
|
Son Güncelleme: Pazar, 11 Temmuz 2010 13:43 |
|
|
Madımak birliği var etti, birlikte müzeyi… |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı
|
|
Cumartesi, 26 Haziran 2010 14:31 |
Madımak birliği var etti, birlikte müzeyi…
Fuat Ates
Alevilerin Sesi Dergisi
Genel Yayın Yönetmeni
Madımak Katliamı’nın 17. yıldönümün hemen öncesinde ‘otelin kamulaştırılması’ haberi, Alevi toplumunun mücadelede önemli bir mevziiye ulaştığını bizlere müjdeledi. Bir olmanın, birlik olmanın, ortak hareket etmenin hangi “gerçekleşmez” denen talepleri var ettiğini hep beraber gördük. Kısaca söylemek gerekirse; Madımak birliği var etti, birlikte müzeyi…
Bu kazanımın arkasında 17 yıllık ‘haklı’ mücadele var…
Tabi ki bu noktaya gelen sürece geçmişe dönük olarak bakmak gerekir. Bu değerlendirmeyi yaparken toplumun bazı katmanları Alevi açılımı doğrultusunda ‘kamulaştırma’ çalışmalarının gerçekleştiği gafletine düşmektedir. Altını kalın çizgilerle çizmek gerekir ki; bu kazanımın arkasında 17 yıllık ‘haklı’ mücadele vardır. Bu aşamaya başta şehit ailelerinin vakur ve dirayetli duruşu olmak üzere son yıllarda Madımak Oteli önüne akan o ‘vicdan sahibi’ onbinlerin kararlı tutumları ile gelinmiştir. Alevilerin 600 yıllık asimilasyon çabaları, iftira, hor görülme ve katliamlara rağmen hala inançlarını sürdürmelerindeki inadı, gasp edilen hakların kazanılmasında da önemli bir rol oynadı.
Hakkınızın verilmesini beklemeyin, alın…
Alevi toplumu -her fırsatta dile getirdiğimiz- birlik olmanın, örgütlü ve kurumsal olmanın yararını pratikte görmeye başladı. Geçen sürede hakkınızı savunmadığınız zaman, haklarınız gasp edildiği gibi birçok kesim tarafından Alevilere karşı koz olarak kullanıldığına şahit olduk. Cumhuriyet kurulduğundan bu yana otorite ile iyi geçinme taktiğinin günümüz dünyasında çokta iyi bir çözüm olmadığı tecrübeyle sabitleyen Alevi toplumu, bu örnekle de ‘hak verilmez, alınır’ ilkesini öğrenmiş oluyor.
|
|
Son Güncelleme: Pazar, 11 Temmuz 2010 13:40 |
|
Devamını oku...
|
|
Gedenkveranstaltungen für die Opfer des Massakers |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı
|
|
Cumartesi, 26 Haziran 2010 14:00 |
Presseerklärung
Gedenkveranstaltungen für die Opfer des Massakers
am 2. Juli 2010 in Deutschland und in Sivas
Köln, 18.06.2010
Alevitische Ortsgemeinden in Deutschland gedenken an die Opfer des Massakers vom 2. Juli 1993 in Sivas.
Anlässlich eines Kulturfestivals am 2. Juli 1993 zum Gedenken des alevitischen Gelehrten und Dichters Pir Sultan Abdal, der Ende des 16 Jh. hingerichtet wurde, fanden sich in Sivas zahlreiche alevitische Dichter, Künstler, Schriftsteller und noch viele andere Gelehrte und Menschen zusammen. Ahnungslos nahmen Sie an den Festlichkeiten teil. Auf sie wartete ein fürchterliches, von langer Hand geplantes pogromartiges Massaker. Islamische Fundamentalisten und türkische Ultranationalisten stürmten nach dem Freitagsgebet aus den Moscheen zu den Orten, an denen die Festlichkeiten stattfanden. Unter dem Aufruf „Töte einen Aleviten, so kommst du in den Himmel“ wurde das Hotel Madımak in Anwesenheit untätiger Sicherheitskräfte von Tausenden Scharia- Anhängern angegriffen und in Brand gesetzt. Insgesamt 37 Menschen fanden in den Flammen den Tod.
Auch wenn die damalige politische Macht die Anwesenheit des Schriftstellers Aziz Nesin als Entschuldigung für die Taten der Attentäter darzustellen versuchte, um das Massaker zu verharmlosen, hinterlässt diese Tragödie eine tiefe Wunde in der Geschichte der Menschheit.
Viele Jahre nach diesem Anschlag wurde das Hotel Madimak renoviert und in Stand gesetzt. Der Hotelbetrieb wurde wieder aufgenommen und die geschändeten Räume im Erdgeschoss zu einem Kebap- Restaurant umfunktioniert. Nach diesem Massaker haben wir eine Kampagne gestartet. Das Hotel Madimak soll für den Aufbau eines Museums und einer Gedenkstätte für die Opfer des 2. Juli umgebaut werden.
Bedauerlich ist auch, dass von der Türkischen Regierung bis heute kein Mahnmal daran erinnert, wie es beispielhaft nach dem Brandanschlag vom 29. Mai 1993 in Solingen der Fall ist. Weder politisch noch recht-lich ist das Massaker von Sivas bislang in annährend zufrieden stellender Weise aufgearbeitet worden.
Wir fordern die türkische Regierung auf, dieser Schande ein Ende zu setzen und das Madimak-Hotel zu einem Ort der Versöhnung und der Brüderlichkeit, zu einer Gedenkstätte, zum „Museum der Andacht 2. Juli“ auszurufen.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı
|
|
Cumartesi, 26 Haziran 2010 14:24 |
Çok yaşa Yaşar Kemal
Kenan Mortan
Yaşar Kemal'in insana da bir mesajı vardı: “Beni okuyanlar karamsar olmasınlar. İyi ki dünyaya geldik, yaşadık, ışığı gördük. Ya gelmeseydik, ya bu güzellikleri görmeseydik” diye noktalanan cümleleriyle, alkışlar birbirine karıştı. Türkiye'nin yazarı, Paris'i fethetmişti
Ülke Mevsimleri yapmak bir Fransız âdeti. Birbirini anlamada bir kültürel çaba olarak on yıla yakın süredir bunu yapıyorlar. Sonuncusu Brezilya’ydı. Türkiye’deki Fransız Mevsimi sönük geçmişti, iki taraf politikacının birbirini anlamaması bu düşük tonda etkiliydi. Oysa, Fransa’da dokuz ay süreyle başta Paris, ona yakın Fransız kentinde süren 441 etkinliğin durumu çok farklı... 14 ayrı disipline yayılan etkinliklerle Fransa’nın bozulmuş bir ilişki sürecini onarmaya çalıştığı çok açık. Nitekim, 9 Ekim’deki MEDEF’deki açılışta Fransız Başbakanı François Fillon şu yumuşak ifadeleri yeğlemiş: “İyi dostlar birbirlerine dürüst davranmalılar. AB şimdi bir kimlik ve kurumsal krizden geçiyor. Bunu atlattığında, gelin insanlara geleceklerini belirleme hakkı verelim!”
Paris’te, Grand Palais’deki ‘Bizans’tan İstanbul’a Sergisi’ türünden Paris’te beş büyük sergi var. Hepsinde, gergef gibi örülen profesyonel çabayı görmek mümkün. Bu ana sergiye beklenen ziyaretçi sayısı 200 bin. Bu sayı, bu türden bir sergiye ‘iyi’ tanımlanmasını yaptırıyor. Bir de bu etkinliklerin ‘arka odası’ var. Paris’in hemen her yerine yayılan afişler, el broşürleri ‘öteki’ni anlamada önemli adımlar. Olumsuzluk, Türkiye’nin 21. yüzyılının anlatılmaması... Bizans Salonu bir dolu akıp gidiyor, Osmanlı Salonu daha bir zengin yer alıyor, sıra bu yüzyılın İstanbul’una gelince, sanatçı Kutlu Ataman’ın tüm duvarı kaplayan renk ve ses ışıltısı dışında hiçbir iz yok. Türkiye bir kez daha oryantalistlere teslim ediliyor. Kimse teslim almıyor bu kısırlığı. Bizim ‘göz bebeği’ olarak takdim ettiğimiz sergiye, Le Figaro’nun notu da tek yıldız. Çağına kimlikli bir ad verememe, genel bir sorumuz değil mi? Tek bilinmiyenli ve diğer tüm belirleyicilerine bağlı değişken olduğu büyük Türkiye denklemi bu...
Yaşar Kemal’in Paris şöleninde, yazardan önce dostları, ‘başaltı solistliği’ yaptılar, onu anlattılar. Bu yazar-çizerlerin ne dediklerini anlatmayacağım ama yazar C. Rondeau’nun şu saptamasına, daha önce hiç rastlamadığım için, o gece not almışım: “Yaşar Kemal, sayısı pek az olan soylu yazarlardandır: Dünyanın güzelliğiyle güneşin engin denizler üzerinde doğuşunu, bir kurda zil takmayı, bir balıkçıyla bir kedinin dostluğunu, insanları ve burnundan soluyanları aynı büyük yetenekle anlatmasını bilir. (...) Biraz da iftihar ederek bakar okurlarına... Onlar romanlarına sığınmış ve romanlarında, karanlıktan gelip karanlığa döneceklerini unutuvermişlerdir.”
|
|
Son Güncelleme: Cumartesi, 26 Haziran 2010 14:27 |
|
Devamını oku...
|
|
Yazar İlhan Selçuk hayata veda etti |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı
|
|
Cumartesi, 26 Haziran 2010 13:54 |
|
Yazar İlhan Selçuk hayata veda etti
İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu
Zürich, 22 Haziran 2010
Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahibi ve yazarı İlhan Selçuk tedavi gördüğü hastanede 85 yaşında böbrek yetmezliğinden hayatını kaybetti.
İnsanlar; sözleriyle, yazdıklarıyla ve yaptıklarıyla benliklerde yer alır ve anılır.
İlhan Selçuk: 85 yıllık yaşamında insanlık adına çok önemli çalışmaları yapmış, Türkiye'nin demokratikleşmesine önemli katkıları olmuş bir düşünürümüzdü.
Söyledikleriyle, yazdıklarıyla ve yaptıklarıyla insanlık adına, doğa adına çok önemli katkıları olmuş bir yazarımızdı. Türkiye'nin tam anlamıyla demokratikleşmesi için tuttuğu ışık yanmaya devam edecektir.

Avrupa Alevi Hareketinin 1993 yılından beri yürüttüğü çalışmalara da önemli katkı sunmuştur. Alevi toplumuna verdiği hizmetinden dolayı saygı ve rahmetle anıyoruz.
Tüm sevenlerinin başı sağolsun
İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu
Zürich, 22 Haziran 2010
|
|
Son Güncelleme: Cumartesi, 26 Haziran 2010 14:30 |
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
|
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL |